Hadis ilminde Allah Resulü’ne nispet edilen bir rivayetin ona ait olup olmadığı araştırılır ve bu araştırmanın sonucuna göre o hadis “sahih”, “hasen”, “zayıf” veya “uydurma” hükümlerinden biriyle derecelendirilir. Peki, bir haberin Allah Resulü’ne aidiyeti nasıl tespit edilir? Bunun için âlimler, ilgili hadisin öncelikle isnadını ve ihtiyaç halinde metnini inceler. Hadisin isnadında aranan özellikler, senet zincirinde kopukluk olmaması, hadisi nakleden râvilerin güvenilir ve hadisi tam/doğru bir şekilde koruma kabiliyetlerinin olmasıdır. [1] Hadisin metninde aranan özellikler ise diğer güvenilir râvilerin hadislerine aykırı olmaması, dolayısıyla herhangi bir kusur içermemesidir. Bu özellikleri tam ve mükemmel bir şekilde taşıyan rivayetlere “sahih hadis” denir. İslam âlimleri, sahih hadisleri dinî konularda kaynak olarak kullanırlar.
Sahih hadis şartlarını taşıyan ancak râvilerinden birinde veya birkaçında hadisi tam/doğru koruma bakımından kısmen eksiklik tespit edilen hadis ise “hasen” olarak derecelendirilmektedir. Dolayısıyla hasen hadisin sahihten tek farkı, râvisinin hadisi ezberleme ve nakletme yeteneğinin sahih hadis ravisine göre düşük olmasıdır. Buna göre hasen, sahihle zayıf arasında ancak sahihe daha yakın bir derecede bulunmaktadır. Hasen hadisler de sahihler gibi kaynak olarak kabul edilmiştir.
Sahih hadisin isnadında ve metninde aranan özelliklerden herhangi biri veya birkaçı eksik olursa, bu rivayet “zayıf” diye derecelendirilir. Hadislerde zayıflığın esas olarak iki sebebi vardır; ya ravisindeki bir kusur yahut senedindeki kopukluk. Hadisler farklı sebeplerden dolayı zayıf hükmü aldığı için zayıflık dereceleri de farklıdır. Bir kısmının zayıflığı ileri düzeyde iken bir kısmınınki daha hafiftir.
Hazreti Peygamber’e ait olmadığı halde ona nispet edilen sözleri ve davranışları anlatan rivayetler ise “uydurma” olarak isimlendirilmektedir. Böyle bir rivayetin hadis başlığı altında incelenmesi uydurma da olsa sened ve metne sahip olması dolayısıyla şeklen hadis gibi görünmesi sebebiyledir. [2]
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli mesele şudur ki zayıf hadis ile uydurma hadis birbirinden tamamen farklıdır. Zayıf hadis, Allah Resûlü’ne ait olma ihtimalinde bir şüphe bulunan, dolayısıyla daha detaylı araştırılması gereken rivayettir. Bir başka deyişle, zayıf hadisle aktarılan bir bilginin Peygamber Efendimiz’in sözü ya da davranışı olması mümkündür. Çünkü bir hadis hakkında yapılan zayıf derecelendirilmesi o hadiste aranan şartların eksik olması sebebiyledir. Bu sebeple İslâm âlimleri, zayıf hadisleri terk etmemişlerdir. Onları hem kayıt altına almışlar hem de bazı konularda delil olarak kullanmışlardır. Oysa uydurma hadis, râvisinin yalancılığı sebebiyle hiçbir şekilde Allah Resulü’ne ait olma ihtimali olmayan söz ve davranışlardır.
Zayıf hadislerin hadis kitaplarında yer almasının [3] ve onunla amel etmede gösterilen esnekliğin temelinde, zayıf hadislerin derece bakımından birbirinden farklı olması gerçeği vardır. Muhaddislerin büyük çoğunluğu aşırı zayıf hadislerle diğerlerini aynı kefeye koymamışlardır. Zayıf hadisler zayıflık derecelerine göre gruplandırılmıştır; böylelikle isnatlar arasında tercihte bulunulmasına ve hadisin farklı isnatlarının araştırılmasına imkân sağlanmıştır. Hadis âlimlerinin kitaplarında sahih hadislerle birlikte yer yer zayıf hadislere yer vermelerinin çeşitli sebepleri vardır. Bu sebepleri şöylece sıralamak mümkündür:
1. Erken dönem hadis âlimlerinin öncelikli amacı Allah Resûlü’ne nispet edilen her türlü bilgiyi kayıt altına almaktı. Âlimler önce tüm malzemeyi topladılar, sonra bunları senet zincirlerine ve metinlerine bakarak sahih, hasen, zayıf veya uydurma şeklinde ayırdılar. Böylelikle Hazreti Peygamber’e ait herhangi bir bilginin kaybolmasının önüne geçtiler. Dolayısıyla zayıf denilen bir hadisin destekleyici başka rivayetlerle güçlenme ihtimali gözetilerek zayıf hadisler kitaplara alınmıştır.
2. Hadis âlimleri helal-haram ve inanç konularındaki rivayetlerde daha titiz davranıp öncelikle sahih hadisleri kabul ederken; güzel davranışlara ve iyiliğe teşvik edici konularda daha esnek davranarak zaman zaman zayıf hadisleri de kitaplarında aktarmışlardır.
3. Hadis âlimleri bir hadisin pek çok yoldan geldiğini göstermek için de sahih hadislerle birlikte zayıfları da kaydetmişlerdir. Bu sebepledir ki onlar bir hadisin başka yollardan geldiğini göstermek için zayıf rivayetleri kitaplarına almışlardır.
4. Bazı hadis kitapları -özellikle hadislerin kusurlarını inceleyenler- hadislerdeki zayıflıkları göstererek uyarmak için zayıf hadisleri kaydeder. Örneğin Tirmizi, Sünen’inde önce konuyla ilgili sorunlu hadisi zikreder, hadisteki kusurları açıkladıktan sonra da hadisin sağlam isnadını verir. Bu durumda Tirmizî’nin kitabında zayıf hadislere yer vermesi bir sorun teşkil etmez çünkü kitabın yazılış gayesi zaten bir hadisin sahih mi yoksa zayıf mı olduğunu tespit etmektir. Burada hatırlanması gereken bir başka mesele de hadis kitaplarının konusunun ve yazılış maksatlarının doğru tespit edilmesidir. Çünkü bazı hadis kitapları da sahih, hasen, zayıf olduğuna bakılmaksızın bir sahabî veya bir hocadan nakledilen tüm rivayetleri toplamak yahut özel olarak zayıf hadis türlerinden herhangi biriyle ilgili hadisleri tespit etmek amacıyla yazılmış olabilir.
5. Hadis âlimleri ihtiyaç halinde kendi kişisel görüşlerine veya kıyaslarına başvurmaktansa Hazreti Peygamber’e ait olma ihtimali taşımasından dolayı zayıf hadislere de kıymet vermişler ve kitaplarına almışlardır.
Özetle, zayıf olup olmadığı araştırılsın, zayıflığı bilinsin, doğrusuyla karşılaştırılsın ya da güzel ahlaka ve davranışlara teşvik etsin diye zayıf hadisler de kitaplarda yer almıştır. Hadis âlimleri, çeşitli maksatlarla ister sahih ister zayıf farklı derecelerdeki rivayetleri kayıt altına almanın gerekli olduğunu düşünmekteydi. Nitekim Süfyân-ı Sevrî’nin (ö. 161/778) “hadisi din edinmek/amel etmek, araştırmak ve uydurma olup olmadığını bilmek amaçlarından biriyle alırım” ifadesi bu durumu açıklamaktadır. [4] Bundan dolayı hadis kitaplarından yararlanılırken bu kitapların yazılma gayesine ve âlimlerin hadislerin ardından sıhhat dereceleri ile ilgili ne söylediklerine de bakılmalıdır.
Dipnotlar:
1- Hadis râvilerinin güvenilir kabul edilme şartları hakkında detaylı bilgi için bakınız: https://www.sonpeygamber.info/guncel-hadis-meseleleri-10
2- Bu konuyla ilgili detaylı bir başlık yazılacaktır. Bu başlıkta tüm ayrıntılara yer verileceğinden şimdilik bu kadarla yetinilmiştir.
3- Zayıf rivayetlerin nakledilmesi ve hadis kitaplarında yer alması meselesi hakkında daha detaylı bilgi öğrenmek isteyenler Ayşe Esra Şayhar’ın Zayıf Hadis Rivayeti isimli kitabına bakabilir.
4- Bkz. Ahmet Yücel, Hadis Konusunda Bilinmesi Gereken 88 Soru, Beyan Yayınları: İstanbul, 2019, s. 187.
Not: Bu yazı, özellikle hadis, sünnet ve bu alanlarla doğrudan ilişkili diğer meselelerde Müslümanların istifade etmesi amacıyla Meridyen Derneği'nin ev sahipliğinde hayata geçirilen geniş perspektifli bir çalışmanın parçasıdır. Konu edinilen meseleler, alanlarında uzman isimlerin bir araya geldiği bir istişare grubunda tüm yönleriyle ele alındıktan sonra, her başlık müstakil olarak ilgili yazar tarafından telif edilmiştir. Çalışmaya şu isimler katkı sunmaktadır: Prof. Dr. Ahmet Yücel, Prof. Dr. Ayşe Esra Şahyar, Doç. Dr. Fatma Kızıl, Doç. Dr. Rahile Kızılkaya Yılmaz, Doç. Dr. Dilek Tekin ve Dr. Betül Yılmazörnek.