Karia: Ağırlık Merkezi

El Karia’! O son! O ses! Sonların sonu bana uzak sanırım. Beni bulma ihtimali hayli küçük apansız gelen o gürültünün. Karia sesinden bir dehşet almıyorum henüz. Karia’. Son dakika haberine benzemiyor. Numaralı. Sıralı. Sadece bir sure adı. Sayısız kıyamet ayetlerinden biri. Sessizce bekliyor sayfada. Uslu duruyor kalem ucunda. Bin kez “Karia” desem, sarsılmıyor bir yanı...

Karia: Geleceği Hatırla

Karia, yaşanacak olağanüstü yıkım olayları ve o korkunç olaylardan çıkan, olayın kendisinden daha çok etkileyici, ürkütücü sesler olabilir. Kozmik olaylardan çıkan korkunç sesler, patlamalar, uğultular, kulağı çınlatan sesler,  çığlıklar... Eninde sonunda başa gelecek olan belalar... “Ansızın gelecek!” Denmesinde bir merhamet var. Ansızın yaşamayasın, şaşırıp kalmayasın, mahcup...

Kureyş: Gölgelerden Geç Güneşe Var

Açken doyurdu[n] ve korkudan emin kıldı[n] bizleri. Ah, ben kimlere dilenci olmuşum! Kendini doyuramayanlara avuç açmışım. Yoz bahçelerden gül dermeye kalkmışım. Çölden yağmur ummuşum.  Sahte doymalara kanmışım. Alevlerin kucağında su aramışım. Sana, sade Sana acıkmaya değermiş meğer. İşte huzuruna geldim ey açlığımı doyuranım. Meğer kimlerden korkmuşum ben! Kendi gölgesine bile hükmedeme...

Kureyş: Sebeplerden Geç Son(suz)a Gel

“Hiç değilse bu ticaret yollarına verdiği güvenle elde ettiğiniz emniyet ve maddi refahı düşünerek Ev’in Rabbine kulluk etseniz. Eve değil. Evin rabbine. Evin anlamı olan İlahî Değerler’i yaşasanız hayatınızda. Hiç olmazsa, en azından bu sebepleri, maddi-manevi ayrıcalıklarınızı düşünerek” der ilk muhataplarına Kureyş. Kureyşli değilsin belki. Mekke’nin yerleş...

Tin: Senden Ne Umduysam Buldum Sen de Umduğunu Bende Bul

Halim Sana ayandır. Mahcubiyetim beyandır. Ayıplarım ve kusurlarım, günahlarım ve ah’larım ortada. Neysem o’yum. Tortular içinde kaldım. Kalbimde korkular. Ayakucumda heyelanlar. Yüzümdeki utancı kazıyamıyorum. Kirli hatıraları yakamdan düşüremiyorum. Boynumu sunuyorum vakte; kanıyor ümitlerim. Dağılıyor duruşum. Parçalanıyor tebessümlerim. Bir sessiz “ah!”ın eşiğine yığıy...

Tin: Seç Kendini Kendinden

İncir ve zeytinin yetiştiği memleketleri bir düşün. Dolaş hayalen. O bereketli topraklarda incirden ve zeytinden doyarak kimler yaşadı, kimler öldü, kimler geldi, kimler geçti… Kimler neler yaptı? Şu anda kimler neler yapıyor o topraklarda ve diğer memleketlerde? Portakalı, kayısıyı, pamuğu düşün. Portakalın memleketini. Veya Hindistan cevizinin. Fark etmez. Verilen bütün nimetleri düşün....

O'nu Böyle Sevdiler

Cevdet Kılıç'ın hazırladığı O'nu Böyle Sevdiler İnsan Kitap'tan çıktı. "Ümmetine Düşkündü", "Ümmeti de O'na" ve "O'nu Böyle Sevdiler" isminde üç ana bölümden oluşan kitapta, ayrıca son bölümün "Tarihimizde Hz. Peygamber Sevgisinin Tezahürleri" isimli alt başlığında Hz. Peygamber'in Osmanlı-Türk geleneğindeki yerinden bahsediliyor. ...

Medine Ruhunun Aşamaları

Mekke’den Medine’ye gidenler iklimin nasıl değiştiğini görüp şaşarlar. Sert kayalıklar, çetin şartlar geride kalmış, her yanı bahçeler, tarlalar, hurmalıklar kaplamıştır. Asude iklimin içinde yüzen bahçeleri, vadileri, bereketli toprakları çevreleyen dağlar da ayrı bir güzellik. Kuyu suları bol olan beldede yeryüzünün en tatlı suları bulunur. Muhammed Hamidullah, Aynuz Zerkaa’da...

Buruc: Sonsuzluk Göğüne Burç Diye Dik Şahitliklerimizi

Meğer ölmemiş Firavun. Dağılmamış Semud kavmi. Müminler için ateşler yakılmakta hâlâ. Nefret okları hiç eksilmedi. Kan açlığı devam ediyor zalimlerin. Kin duvarları örüyorlar durmadan. İnanmış yüzlerdeki her yeni tebessümde kahroluyorlar. Haset içinde kıvranıyorlar. Firavun diri. Semud kavmi iş başında. Örgütlü güçlerle boğmak istiyorlar Söz’ün hatırını. Her bireyine büyüklük...

Buruc: Dünya-Ah Zalımın Çukuru

Bismillâhirrahmânirrahîm. “Düşün büyük burçlarla dolu göğü, Ve tahayyül et vaad edilen Günü, Ve O her şeye tanıklık eden ile O'nun tarafından tanıklık edileni! Onlar yalnızca kendilerini yok ederler, o çukuru hazırlayanlar, İmana ermiş olanlara karşı şiddetle yanan ateş çukurunu! Hani, onlar keyifle o ateşi seyretmişlerdi, Müminlere ne yaptıklarının bilincinde ...

Şems: Güneşe Gölge Etme Beni

Aman Allah’ım, niye orada öyle duruyor o kuyu? Ve niye hâlâ ağzı açık? Uzağından mı geçsem? Beni de mi yutacak? “Oysa o kendi akıbetinden zerrece endişe etmezdi.” Merhamet Allah’ım, merhamet!  Ne etsem, nereye kaçsam, neye yaslansam ayağımı çekemiyorum kuyunun kenarından. Bu söz, ah bu söz! Senin saptaman. Senin gözlemin. Senin teşhisin. Senin ihbarın. A...

Şems: Mesela Güneşi Bir Daha Düşün

Güneşi düşün, ayı, geceyi, gündüzü, gökyüzünü, yeryüzünü düşün Seni her gün çok uzak kollardan hayata saran güneşi, Gecelerin özel yoldaşı ayı, Saklı nur özünün dış dünyaya saçılmış yansımalarının, bin bir rengin aldatıcılığının, içindeki nurun açığa çıkmasıyla sona erdiği o sükûneti düşün, o nihayet seni sana duyurabilen geceyi, Aydınlığın tam neşelendiği o şen şakrak gündüzü, o illa k...