Hümeze: Avucumda Köz Biriktiriyorum

Uzayıp gidiyor. Sonu gelmiyor alevli sütunların. Geçemiyorum karşıya. Firar ettiğim her kapı yeni bir zindana açılıyor. Bir yanda yeni şeyleri ele geçirme telaşı. Bir yanda eldekileri yitirme kaygısı. Hafiflemiyor hırsım. Yüreğimden ateş eksilmiyor. Zindandayım. Serinlik ümidim kalmadı. Uzayıp giden parmaklıklar arasında [kendi zindanıma mahkûmum]. Bu ateş! Bu ateş! Hiç terk etmiyor beni....

Hümeze: Kusura Bakma

“Vay haline iftira atanın ve ayıp-kusur arayanın! Vay haline o kişinin  ki, serveti biriktirir ve onu bir kalkan sayar. Zanneder ki serveti onu sonsuza dek yaşatacak! Hayır, tersine, öteki dünyada çökerten bir azaba  terk edilecektir o! Bilir misin nedir o çökerten azap? Allah tarafından tutuşturulan bir ateş, günahkâr kalplerin üstünde yükselen... Üzerlerine salınacak bir...

İlkeler Daima

Düğün mevsimindeyiz. Hemen her ailede birkaç düğün artarda… Rabbim herkese mutlu-mesut, hayırlarla, bereketlerle dolu yuvalar nasip etsin. İnsan sadece sıkıntı zamanlarında denenmez. Böylesine mutluluk vesilesi olacak anlarda da ne çeşit imtihan konuları vardır, bilirsiniz. Ailelerin birbirine yabancı olduğu, düzgünce iletişim kurulamadığın...

Dağ Sancısı

Gel yürüyelim. Yüzyıllar önce gerçekleşen, kaderimizi yeni baştan yazan bir yürüyüşün gölgesine sokalım başımızı. Hira'ya doğru yürüyen Muhammed-i Emin'e eşlik edelim. Yokuşta. Gözleri ufukta. Nereye gittiğini biliyorsun. Peki ya niye gidiyordu? Her gidişin bir sebebi olmalı değil mi? Derdi neydi ki? Rahatını kaçıran, huzurunu bozan, uykularını bölen gizli sancıya bir isim arayalım...

Kıyamet: Kıymetini Bildiğini Bildim

Doğru. Başıboş bırakılacağımı sandım. "Neyim ki ben!" diyordum. "Ne önemim var benim!" hesabındayım. Kıyametimin kopacağını bilinceye kadar kıymetlin olduğunu bilemedim. Görüyorum ki bana emek vermişsin. Bir zamanlar akıtılacak/atılacak bir katışık sıvı iken ben, şimdi insanım. Bu Senin tercihin. Bir zamanlar bir parçacık pıhtı iken ben, şimdi Senin muhatabınım. Bu Senin kara...

Kıyamet: Gün Bugün-Dirlik Günü

Kıyamet suresi “Yeniden dirileceksin!” derken; yeniden yaşayacaksın, yeniden canlanacaksın,  canın geri verilecek, tıpkı eskisi gibi can bulacaksın; an, anlar, uzun zamanlar yaşayacaksın derken, bir hayatın bitişinden çok yeni bir hayatın başlangıcını haber veriyor. Daha çok korkutmaca gibi algılanmış bu haberlerin, aynı zamanda müjdeleme gibi de algılanması gerekiyor. Kıyamet s...

Dönüşün Düşünceli Güzelliği

Dönmek; çocukluğuna, yuvana, benliğine, vatanına dönmek, her zaman her şart altında kolay olmasa gerek. Döndüğün yer hiçbir zaman bıraktığın gibi kalmayacaktır; dönüşü göze almadan bilemezsin. Kaldı ki dönen de terk ettiği veya ayrıldığı zamana göre değişmiş olmalı. Kaç yıl geçti sevilen ülkeden ayrı kalalı? 1430 yıl kadar önce şimdiki zamanlarda olduğu gibi ekrandan göremezdin sevdiklerini, ...

Lanetlenmiş Adam

Hz. Peygamber İslam’ı tebliğe başladıktan, açıkça akrabalarına ve herkese ilan ettikten sonra birçok kişiden eziyet veren, inciten davranış ve tepkiler görmüştür. Ancak hiçbirisinin yaptığı öz amcasının yaptığı kadar onu rahatsız etmemiştir. Hiçbirinin yaptığı işkence ve zulümler İslam’a girişlere engel olmamıştır. Fakat dünyaya şaşı bakan adamın faaliyetleri insanların İslam’la...

İslam Dünyasında İlk Fitne Yılları: Kılıçların Gölgesinde Çözüm Arayışları

“Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah âdil davrananları sever.” (Hücurat, 49/9.) Hz. Osman (ra)’ın şehadeti,...

Efendimiz'in Şânı Yayılıyor Düşmanlarının Soyu Kesiliyor

Çoğu müfessir Kevser Suresi'nin "Mekki" olduğu görüşünde ise de "Medeni" diyenler de vardır. Rasûlullah (sav)'ın yaşadığı en zor ve cesaret kırıcı şartlarda Allah, teselli ve cesaret vermek için Efendimiz’e pek çok ayet indirmiş; Kevser Suresi bu şartlarda nazil olmuştur. Efendimiz’in ilk oğlu Kasım ve sonra da Abdullah vefat edince Kureyş kâfi...

Hz. İsmail

Babanın Duası Hz. İbrahim (as)’in, yıllar geçmesine rağmen bir evladı olmamıştı. O, ellerini kaldırarak Rabbine şöyle dua ediyordu: “Ya Rabbi! Bana salihlerden olacak bir evlat ver!” (Sâffât 37/100) Duasının üzerinden yıllar geçmiş, Hz. İbrahim’in hicreti Mısır’a kadar uzanmıştı. Bir müddet burada kalan güzide insanlara Hacer isminde birisi daha katılmış...

Meğer Yazısı

Geceyi gündüze indirdik. Gündüzü geceye taşıdık. Zamanı şaşırdık. Kahvaltı gecenin bir yarısına çekildi. Çay da zamanı aştı çömlek de. Geceler istirahat değil tam bir ayaklanmaydı. Bir iş günü geçirenlerin haricinde gündüzler; istirahatın boylu boyuna uzandığı, hayattan, o bilindik ısrarlı telaştan el ayak çekilen bir zamana dönüştü. Ay aydınlıktayken üstelik. Çarşı pazar biraz bizden dinlendi. A...