Dosyalar
Kurban ve Hac
 

Hz. Peygamber'e ve Allah'a İtaatin Simgesi: Kurban

Müminler her kurban kesiminde, Hz. İbrahim ile oğlu İsmâil’in Yüce Allah’ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduklarını simgesel bir davranışla göstermiş olmaktadırlar.

Yüce Allah, biz kullarına sayısız nimetler vermiştir. Kur’ân’da da ifade edildiği üzere, Allah’ın nimetlerini saymaya kalksak sayamayız (Nahl, 16/18). Bu nimetler karşısında Yüce Yaradanımızın bizden istediği, ona lâyık kul olmak ve verdiği nimetlere şükretmektir. İşte Yüce Rabbimizin şükür vasıtalarından biri de kurban kesmektir.

İslâm’da kurbanın dini bir hüküm oluşu Kitab, Sünnet ve İcma-i ümmet ile sabit olup hicretin ikinci yılından itibaren meşrû kılınmış ve Peygamberimiz bu tarihten itibaren her yıl Kurban Bayramında kurban kesmiş; gücü yeten kimselerin de kurban kesmelerini buyurmuştur. Kişi kurban kesmekle, Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Müminler her kurban kesiminde, Hz. İbrahim ile oğlu İsmâil (as)’in Yüce Allah’ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduklarını simgesel bir davranışla göstermiş olmaktadırlar.

Peygamberimiz, Kurban Bayramı günü namaz kıldırdıktan sonra, hutbe irad ederdi. Kadınların da katıldığı bayram namazında Müslümanlara öğütler verirdi. Daha sonra herkes evine döner, kurbanlarını keserdi. Kurbanın fazileti hakkında Hz. Aişe, Hz. Peygamber’in şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Bir insan kurban bayramı gününde, Allah katında kan akıtmaktan daha iyi bir iş yapmamıştır. O, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnakları ile mutlaka gelecektir. O kan, toprağa düşmeden önce Allah tarafından bir yere düşer. Onun gönlünü hoş tutun.” (Tirmizî, “Edâhî”, 1) İmran b. Husayn’ın anlattığına göre Hz. Muhammed (sav), kurbanı kesilecek olan Hz. Fatıma’ya gidip onu izlemesini istemiş ve “onun akıtılan ilk damlası ile senin geçmiş günahların affedilecek” demiştir. (İbn Mâce, “Edâhî”, 3)

Kurban, Allah’a yaklaşmaya vesile olmakla beraber toplumsal açıdan da birçok faydaları vardır. Toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutma konusunda önemli bir rol üstlenmektedir. Özellikle, et alma imkanını hiç bulamayan veya çok sınırlı olarak bu imkanı elde edebilen yoksulların ihtiyaçlarının giderilmesine yardımcı olur. Zengine malını Allah rızası için harcama, başkalarıyla paylaşma ve yardımlaşma zevkini tattırır. Ancak, kurban ibadetinin faydaları sadece sosyal yardımlaşma ve mali bir yardım olarak düşünülmemelidir. Her ibadetin kendine has bir özelliği ve hikmeti bulunduğu için kurban yerine başka bir ibadetin konulması, örneğin kurban parasının fakirlere dağıtılması caiz görülmemiştir.

Kurban; kesilecek sıradan bir hayvan değil, Allah’a yakınlaşmak için sunulan bir armağandır. Bu sebeple, her gün binlercesi kesilen hayvanları görmeyip, kurban kesmeyi tenkit konusu yapmak, iyi niyetle bağdaşmaz.

Kurban; kesilecek sıradan bir hayvan değil, Allah’a yakınlaşmak için sunulan bir armağandır. Bu sebeple, her gün binlercesi kesilen hayvanları görmeyip, kurban kesmeyi tenkit konusu yapmak, iyi niyetle bağdaşmaz. Öte yandan dinimiz hayvan kesiminin belirli usûl ve âdâba uyularak gerçekleştirilmesini istemiştir, onlara eziyet ve işkenceyi yasaklamıştır. Diğer varlıklar gibi hayvanlar da insanların istifadesine verilmiştir. Bu bakımdan etinden veya sütünden faydalanılan hayvanların üretimi artar. Buna karşılık, faydalanılmayan hayvanların nesli tükenir. Hayvanların neslinin devamı bir ölçüde de onlardan istifade imkanının devamına bağlıdır. Unutmamak gerekir ki, her şeyin yaratıcısı olan Yüce Allah’tır; insana ancak O’na itaat etmek düşer.

Gelin bu bayram “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen insanların en güzeli Hz. Muhammed (sav) gibi yaşamaya karar verelim. Bayramımızı İslam’ın kardeşlik, sevgi ve yardımlaşma anlayışı içinde geçirelim. Yetimleri, kimsesizleri gözetelim, kurbanlarımızı da yalnız Allah rızası için keselim. Etleriyle fakirlerin, yoksulların, komşuların gönüllerini alalım. Arefe günü sabah namazında başlayan ve bayramın dördüncü günü ikindi namazında sona erecek olan ve üzerimize vacip olan teşrik tekbirlerini (Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahü vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) her farz namazdan sonra yerine getirmeyi unutmayalım. Bu mübarek günlerde dua etmeyi de unutmayalım. Zira arefe günü yapılan dua reddedilmeyen dualardandır. Kurbanla Allah’a yaklaşırken dua ile de gönüllerde birleşelim.

Bu yazı Sonpeygamber.info için kaleme alınmıştır.
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.