Prof. Dr. Mahmut Kaya Kültür Sanat İmam Bûsîrî ve Kasîde-i Bürde Hassn ibn Sbit ve Kab ibn Züheyrden itibaren İslam dünyasında yetişen şairler, deha ve sanatlarının en olgun ürünlerini Hz. Peygamber için yazmış oldukları naat ve kasidelerde ortaya koymuşlardır.... http://www.sonpeygamber.info/imam-busiri-ve-kaside-i-burde http://www.sonpeygamber.info/files/5530-oldbook-kak.jpg

İmam Bûsîrî ve Kasîde-i BürdeProf. Dr. Mahmut Kaya

Rivayete göre rüyasında Hz. Peygamber Bûsîrî'den kendisi için yazdığı kasideyi okumasını ister; o "ya Rasûlallah! Ben sizin için çok kasideler yazdım, hangisini emredersiniz?" deyince, Hz. Peygamber kasidenin matla' beytini okuyarak bu kasideyi işaret eder. Bûsîrî kasidesini okurken Hz. Peygamber iki yana doğru sallanarak zevkle dinler. Yine rivayete göre Bûsîrî'yi ödüllendirmek üzere hırkasını çıkarıp yatmakta olan hasta şairin üzerine örter; bir diğer rivayette ise vücudunun felçli kısmını eliyle sıvazlar.
Image

Hassân ibn Sâbit ve Ka'b ibn Züheyr'den itibaren İslam dünyasında yetişen şairler, deha ve sanatlarının en olgun ürünlerini Hz. Peygamber için yazmış oldukları naat ve kasidelerde ortaya koymuşlardır. Fakat bunlardan bazısının eseri sanat değerinden çok, kazandığı şöhret bakımından diğerlerinden daha şanslı sayılmaktadır. Bu kervanın önde gelenlerinden biri XIII. yüzyılda Mısır'da yaşamış olan imam Bûsîrî'dir. 1 şevval 608/7 Mart 1212'de Yukarı Mısır'daki Behnesâ şehrine bağlı Behsim'de dogan Muhammed el-Bûsîrî, Berberî asıllı olup Fas'taki Hammâd Kalesi'nde Habnûnoğulları diye tanınan bir aileden gelmektedir. Baba tarafından Bûsîrli olduğu için Bûsîrî, annesi tarafından Delâsli olduğu için de Delâsî nisbesiyle anılmaktadır. Şairin, bazen bu iki kelimeyi birleştirerek Delâsîrî nisbesini kullandığı da görülür. Çocukluk yılları, ailesiyle birlikte yerleştiği Delâs'ta geçmişti. Daha sonra Kahire'ye giderek burada İslami ilimlerin yanı sıra dil ve edebiyat tahsil etti. Özellikle hadis ve siyer ilimleriyle daha çok meşgul olduğu, ayrıca Yahudi ve Hıristiyanlığa karşı yazmış olduğu reddiyelerden onun Tevrat ve İncil hakkında geniş malumata sahip bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir süre Bilbis şehrinde maliyede katip olarak çalıştıktan sonra Kahire'ye dönmüş ve “Ref küttâb” denen Kur'ân dershanesinde eğitim ve öğretim faaliyetinde bulunmuştur. Daha sonra el-Mahalle ve Sehâ şehirlerinde katip olarak çalışırken mesai arkadaşları olan Hıristiyan memurların yaptıkları yolsuzluklardan fazlasıyla rahatsızlık duyarak bunları şiirlerinde dile getirmiştir.

Kısa boylu ve zayıf bir bünyeye sahip olan Bûsîrî'nin başlıca huzursuzluk kaynağı, hanımının hırçınlığı ile çocuklarının çokluğu ve geçim sıkıntısı olmuştur. Şâzelî tarikatının kurucusu Ebu'l-Hasan es-Şâzelî'ye intisap eden şair, onun ölümü üzerine yerine geçen Ebu'l-Abbas el-Mürsî'ye hitaben yazdığı 142 beyitlik "dal" redifli mersiyede şeyhinin fazilet ve meziyetlerinden sitayişle söz eder. Öyle anlaşılıyor ki ünlü mutasavvıf ibn Atâullah el-iskenderî ile Bûsîrî, Şeyh Şâzelî'nin en önde gelen iki mürididir. Ancak ibn Atâullah ilahî aşk temasını işlerken, Bûsîrî daha çok peygamber sevgisini terennüm etmiştir.

Hayatının sonlarına doğru felç olan Bûsîrî, rivayete göre Hz. Peygamber için yazdığı bir kaside sayesinde bu hastalıktan kurtulmuş ve uzun bir ömürden sonra seksen küsür yaşlarında İskenderiye'de vefat etmiştir (696/1296-97). Bûsîrî'nin kaleme aldığı eserlerin tamamına yakını manzum olup çoğu Hz. Peygamber hakkında yazılan kasidelerden ibarettir. Şiiri, yapı ve üslûp bakımından son derece sağlam ve liriktir. Bu yüzden asırlar boyu onun naat ve kasideleri İslam coğrafyasının her bölgesinde büyük ilgi görmüş, dinî toplantılarda en çok okunan şiirler arasında yer almıştır. Klasik kaynaklarda dağınık bir şekilde bulunan on iki kasideden ibaret olan şiirleri bir araya getirilerek Dîvânü'l-Bûsîrî adıyla yayımlanmıştır (nşr. Muhammed Seyyid Keylânî, Kahire 1374/1955). İslami edebiyat alanında dünya çapında en meşhur eseri Kasîdetü'l-Bürde diye bilinen 160 beyitlik kasidesidir. Coşkun bir peygamber aşığı olan Bûsîrî'yi şöhretin zirvesine taşıyan bu kasideye kendisi el-Kevâkibü'd-dürriyye fî medhi hayri'l-beriyye adını verdiği halde, yukarıdaki isimle tanınması gördüğü bir rüyadan kaynaklanmaktadır. Şöyle ki hayatının sonlarına doğru felç hastalığına yakalandığı bir sırada, rivayete göre rüyasında Hz. Peygamber Bûsîrî'den kendisi için yazdığı kasideyi okumasını ister; o "ya Rasûlallah! Ben sizin için çok kasideler yazdım, hangisini emredersiniz?" deyince, Hz. Peygamber kasidenin matla' beytini okuyarak bu kasideyi işaret eder. Bûsîrî kasidesini okurken Hz. Peygamber iki yana doğru sallanarak zevkle dinler. Yine rivayete göre Bûsîrî'yi ödüllendirmek üzere hırkasını çıkarıp yatmakta olan hasta şairin üzerine örter; bir diğer rivayette ise vücudunun felçli kısmını eliyle sıvazlar. Şair heyecanla uykudan uyanır, gördüğü rüyanın zevkiyle toparlanmaya çalışırken felçten bir eser kalmadığını fark ederek sevincinden ne yapacağını şaşırır. Bu sırada şafak söküp sabah namazı vakti yaklaşmaktadır. Bûsîrî abdest alıp mescide giderken bir dervişle karşılaşır. Derviş ondan bu gece Hz.Peygamber'in huzurunda okuduğu kasideyi kendisine vermesini ister. İşte bu olay duyulduktan sonra kaside büyük bir üne kavuşur ve zaman aşımı ile şairin verdiği isimle değil, rüyada Hz. Peygamber tarafından üzerine örtülen hırka sebebiyle Kasîdetü'l-Bürde diye anılmaya başlar. Bazı kaynaklarda hastalıktan kurtulması sebebiyle Kasîdetü'l-Bürde diye geçiyorsa da bunun yakıştırmadan öte bir değeri yoktur.


Hayatının sonlarına doğru felç olan Bûsîrî, rivayete göre Hz. Peygamber için yazdığı bir kaside sayesinde bu hastalıktan kurtulmuş ve uzun bir ömürden sonra seksen küsür yaşlarında İskenderiye'de vefat etmiştir.

Dünyada en meşhur ve en çok okunan kasideler arasında yer alan bu eser, belli başlı bütün kültür dillerine tercüme edildiği gibi, Afrika, Güneydoğu Asya ve Balkanlardaki mahalli dillere de çevrilmiştir. Çeşitli bölge ve ülkelerde genellikle sünnet, nişan ve düğün merasimlerinde, mübarek gün ve gecelerde, ayrıca haftalık evrad olarak okunmakta, son münacat kısmı ise felçli hastalar üzerine yedi gün süreyle okunup Cenâb-ı Hakk'tan şifa niyaz edilmektedir.

Tesbit edilebildiği kadar kasideye yapılan şerhlerin sayısı 110, tahmisler 58, tesdisler 16 civarında olup, üzerine sayısız nazireler yazılmıştır. Dinî heyecanı canlı tutmak ve peygamber sevgisini yaşatmak için sanatın gücünden her dönemde istifade edilmiştir.


 

Yorumlar

 
Feruzan  girgin
Feruzan girgin11.01.2013
kasideyi türkçe olarak bulamadım yazarmısınız
11.01.2013